Guy Ritchie, çektiği hepsi birbirine benzeyen ve hepsi benzer avsımlıklarda bir çok filmiyle benim kalbimin en derinlerindeki “über süper yönetmen koltuğu”na oturmayı pek güzel başarmıştı. Hala da orada oturuyor. Hazırladığım laflar onu tahtından indirmeye yönelik değil bu bağlamda.
Senaryo, görüntü, kurgu, müzik, oyunculuklar ve anlatım olarak belirli bir çizgisi vardır Guy Ritchie’nin. İzleyince “aha da bu Guy Ritchie” dedirtiren şeylerdir bu çizgiler. Bu filmde pek yoktu desek yeridir. Hollywood destekli bir film olması mıdır, dönem filmi olması mıdır, blokbastır diye çekilmesinden midir yoksa adam yalnızca yeni bir şeyler mi denemek istemiştir tam olarak henüz karar vermiş değilim. Ama sorarım size;Bir yönetmen yarattığı ekolün dışına çıkmasına rağmen onu sevmek aşk değil de nedir?
Bu noktada Tim Burton’ı sevmediğimi belirtip, içinizdeki küçük şirin duygusal gotik emo kızları kızdırma amacı taşımayı doğru buldum. Bu deneysel ve amaçsız bir cümle oldu ama.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder