Bir ağaca çıktım
Dalları sana uzanıyordu
Ama ben lafı fazla uzatmadım
Sevmem zaten öyle şeyleri
Gerçi sen farklıydın, orası ayrı
Farkını izmaritlere bir de bir kupa çaya anlattım
Umurlarında olmadı, severdin sen onları
Onlar seni pek sevmiyormuş
Bir kaldırıma çıktım
Taşları pek bir yere gitmiyordu
Taş gitmeyince ben de durdum
Aya baktım, sana bakıyordu
Şakaklarımdan saçın akıyordu
Elime dökülüyordu, elim sen kokuyordu
Elimi sevdim
Ama sevmezdi seni elim, elim saçını severdi
Bir sahneye çıktım
Bakmadın, başıma ağrılar giriyordu
Başımı sana verecektim, almadın
O zamana kadar severdi başım seni
Ama o gece fena bozuldu sana
Bir dağ yaptım
Üzerine çıktım, sana baktım
Hiç de karınca gibi görünmüyordun
Göğsüme başını yasladın
Sesini benden sakladın
Sesin Hepburn’ün yerini aldı
Sesinin resmini odama astım
Dün gece yanlışlıkla camını kırdım
Zaten odam seni pek sevmemişti
Bir söz verdim
Karşıma çıktın, sözümü tutmak zorunda kaldım
Cafe’leri bölüştük
Kedileri de, ki bir ben kalmışım orada
Seni tanımadığım birine vermişler
Üzülmedim
Zaten kedileri de çok sevmemiştim,
Seni de…