The record player spinning the best times
I never had
So why do my old records make me sad?
Cause they're so bad
And no one seems to understand
The glory of guitar
When out of tune
The off timing
The singers who can't sing
The beauty of flaw
20 Haziran 2010 Pazar
11 Haziran 2010 Cuma
Monochrome
Anyway, i can try anything it's the same circle that leads to nowhere and i'm tired now.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
i'm pilling up some unread books under my bed and i really think i'll never read again.
no concentration, just a white disorder everywhere around me, you know i'm so tired now.
but don't worry i often go to dinners and parties with some old friends who care for me, take me back home and stay.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
sometimes i search an event or something to remember, but i've really got nothing in mind.
sometimes i open the windows and listen people walking in the down streets. there is a life out there.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
anyway, i can try anything it's the same circle that leads to nowhere and i'm tired now.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
i'm pilling up some unread books under my bed and i really think i'll never read again.
no concentration, just a white disorder everywhere around me, you know i'm so tired now.
but don't worry i often go to dinners and parties with some old friends who care for me, take me back home and stay.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
sometimes i search an event or something to remember, but i've really got nothing in mind.
sometimes i open the windows and listen people walking in the down streets. there is a life out there.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
anyway, i can try anything it's the same circle that leads to nowhere and i'm tired now.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
Yann Tiersen
( Bu noktada Ceren'e teşekkür ediyorum.)
10 Haziran 2010 Perşembe
5 Haziran 2010 Cumartesi
Sad Voices
Çocuk üzgün, çocuk orada. Çocuk bir süre daha orada. Çocuğu almak için geldi. Adam üzgün. Adam çok uzun zamandır orada değil. Bir kemancı geçiyor sokaktan. Kemancı üzgün, kemancı pişman. Kemancı orada değildi, ama şimdi orada. Bir daha orada olmayacak ama Kemancı orada. Çok yazık. Orada çok yalnız oysa. Hayatında ilk defa beklemiş. Çocuk hala çocuk. "Elimi tut" dedi çocuk. "Acın dinecek" dedi Adam. Adam çok üzgün. Adam ağlıyor. Adam çok kararlı. Adam ağlıyor. Çocuk uçmak istiyor. Kemancı hala çalıyor. Çocuk süzülmek istiyor. Kemancı gidiyor. Kemancı üzgün. Kemancı gitmek istiyor, ama "Kalmalısın" diyor Çocuk. Kemancı çok üzgün. Çocuk hep uçabilmek istiyor. "Daha çok erken" diyor Çocuk. "Seni almalıyım" diyor Adam. Kemancı gidiyor. Adama gidiyor. Çocuk gidiyor. Herkes ihtiyacı olanı alıyor.
Bazı Kadınlar
Bazı kadınlar var, gördüğüm kadınlar, duyduğum kadınlar, etkilendiğim kadınlar bunlar. Zarifler, nefes kesen, yol unutturan bir zariflikten bahsediyorum. Etraflarındaki her şeyi kirli gösteriyor bu kadınlar. Bir ışık hüzmesinde duş alıyorlar. Işık su gibi bütün kıvrımlarından akıyor. Kadınlar duruyor, dünya dönüyor, kadınlar gidiyor.
Durup izlenilmesi, dokunmadan sevilmesi gereken kadınlardan bahsediyorum. Düş olamayacak kadar kusurlu kadınlardan, tüm gerçeklikleriyle orada öylece duran kadınlar. Milyonlarca geri zekalı spermin etrafında koşuşturduğu, durağan, sabit, biricik kadınlar. Dişi kadınlar bunlar.
Yaklaştıkça yabancılaşan, garipleşen, söz verip tutmayan, karar veremeyen, kendileriyle baş edemeyen kadınlar.
Güzel kadınlardan bahsediyorum. Güzel insanlar. Gerçek bir güzellik bu. Mükemmel bir sonenin tek yanlış notası kadar gerçek, bir o kadar da heyecan verici kadınlar.
Bağımsız kadınlar bunlar. Güçlü kadınlar. Çok güçlüler ama çok küçük bir alan kaplıyorlar zarifçe. Tüm o ağırlıklarıyla, tüm o incelikleriyle dünyayı deliyorlar. Bağırıyorlar, ağlıyorlar, gökleri yerlere çağırıyorlar.
İşte bu kadınlardan korkuyorum. Korkunca çok acayip oluyor.
Durup izlenilmesi, dokunmadan sevilmesi gereken kadınlardan bahsediyorum. Düş olamayacak kadar kusurlu kadınlardan, tüm gerçeklikleriyle orada öylece duran kadınlar. Milyonlarca geri zekalı spermin etrafında koşuşturduğu, durağan, sabit, biricik kadınlar. Dişi kadınlar bunlar.
Yaklaştıkça yabancılaşan, garipleşen, söz verip tutmayan, karar veremeyen, kendileriyle baş edemeyen kadınlar.
Güzel kadınlardan bahsediyorum. Güzel insanlar. Gerçek bir güzellik bu. Mükemmel bir sonenin tek yanlış notası kadar gerçek, bir o kadar da heyecan verici kadınlar.
Bağımsız kadınlar bunlar. Güçlü kadınlar. Çok güçlüler ama çok küçük bir alan kaplıyorlar zarifçe. Tüm o ağırlıklarıyla, tüm o incelikleriyle dünyayı deliyorlar. Bağırıyorlar, ağlıyorlar, gökleri yerlere çağırıyorlar.
İşte bu kadınlardan korkuyorum. Korkunca çok acayip oluyor.
31 Mayıs 2010 Pazartesi
Benziyorum
Daha önce bir kaç "dizi karakteri" ne benzetildiğim olmuştu fekat tavır ve alt metin olarark "Black Books" dan Bernard Black diyorum.
Evet, ben oyum.
Evet, ben oyum.
27 Mayıs 2010 Perşembe
Maynard James Keenan der ki;
This body holding me reminds me of my own mortality
Embrace this moment. Remember, we are eternal
All this pain is an illusion
Embrace this moment. Remember, we are eternal
All this pain is an illusion
25 Mayıs 2010 Salı
Sıkıntı Var
Giderek aptallaşıyoruz. Kendimizi bilmiyoruz, üstüne üstüne bir de başkalarını anladığımızı iddia edecek kadar kibir saçıyoruz etrafa. Anlamak için yeni bir şeyler gerekiyor. Tanımak, bilmek için yeni bir yöntem, yeni bir yol. İletişim yoksunu gerizekalılarız. Harflerle, sözcüklerle birbirimizi anladığımızı zannediyoruz. Bunu bile anlamıyorsunuz ki, anlatamıyorum ki... Bazı şeyler gerçekten çok yanlış. İlerledikçe daha netleşiyor her şey. Hiç bir şey değişmiyor. Bıraktığımın, karşılaştığımdan hiç bir farkı yok. Kimse kendini yeterince yargılayacak kadar cesur değil. Herkes ölmekten korkuyor, ölümden bile değil. Oysa ki ölmek, ölümün yanında küçük pembe bir tavşan gibi kalıyor. İrade sahibi olduğumuzu zannediyoruz. Gerçekten aptalız. İrade sahibi olmadığımızı zannediyor, kontrol edildiğimizi düşünüyoruz. Gerçekten aptalız. Anlaşamıyoruz. Anlamıyoruz. Birilerinin çıkıp her şeyi yıkıp yeniden başlması gerekiyor. İletişimi yeniden keşfetmek gerekiyor. Cevap bulmak için değil soru sormak için yaşamak gerekiyor. Birilerinin çıkıp bunu herkese anlatması gerekiyor; ama kimse kimseyi anlamıyor. Kimse kendini anlatamıyor. Herkes mutsuz, herkes tatminle dolu. Neler oluyor? Bütün dünya ergen gibi davranıyor. Herkes, her şey yanlış. Kimse umursamıyor, kimse umursamıyor.
Evet.
Bununla bir problemi olan?
Benim yok.
Evet.
Bununla bir problemi olan?
Benim yok.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Bu Sıralar
Kendimden taviz vermediğim günlerde şükran duyuyorum. Kalanları kalanlarla bıraktığım günlerde şükran duyuyorum.
Tanrı'ya değil, Cantona'ya.
Tanrı'ya değil, Cantona'ya.
18 Mayıs 2010 Salı
İdeolojilerin insanlarla beslenmesi çok acı değil mi?
Ne düşündüğümü bilmeyen insanların düşünmediğimi zannetmesi gerçekten büyüleyici bir şey. Özellikle bu insanlar kendilerini bağımsız ve hür irade sahibi zannederken. Hayat...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)