Bilge olmak büyük bir erdem, güçlü bir duygu, harika bir özellik bir de tabi nereden baksan müthiş eğlenceli bir şey gibi duruyor.
Bilmek aynı zamanda ciddi bir tatmin de olduğu için de ufak çaplı bir takıntı geliştirmişliğim de vardır bu hususta. Her şeyi bilmek istedim ilk önce. Olamayacağını anladığımda ergenliğin zirvesinde falandım yaş itibariyle, suçlamalar, kızgınlıklar gırla gidiyor o sıralar. Bir şekilde atlatıldı tabi hep onlar, yeni bir çözüm de bulundu;"her şeyden birazcık bilsem ben mesela".
Odaklanmak yerine, ilgilimi dağıtmaya karar verdim, kendi adıma işe yaradığını söyleyebilirim. Bir kaç sıkıntısı oluyor tabi. Genişleyen bakış açısı emin olma duygusunu kemiriyor; ama buna daha sonra geleceğim, zira asıl bundan bahsetmek istiyorum. Bir diğer sıkıntı ise odaklanmış insanların kötücül ve antipati dolu tepkileri oluyor. Ortalıkta gereksiz bilgiler ansiklopedisi olarak dolaştığın zaman her şeyi bildiğin farzediliyormuşçasına bazıları senden daha "bilgili" olduklarını kanıtlamak için bilimum laf sokma ve bozma denemelerine girişiyor, oysa ki ortada bir iddia yok. Bunu bilhassa "ODTÜ solcuları" nda görüyorum. Kendime göre fikirlerim var ve bunları tek bir kaynaktan edinmedim(önemli bir cümleydi bu), yine de bir şekilde monşer, bağnaz veya liboş gibi damgalar yiyorum ki, ODTÜde dört senenin ardından koyuyor diyemem. Bahsi geçen insanlar bu konular mevz-u bahis olunca, bir noktaya kadar tektipler. O yüzden gelecek tepkileri aşşağı yukarı ölçebiliyorum artık, ya da çok daha eğlenceli bir şey yapıyorum, susuyorum.
Asıl konu, az önce dediğim gibi, bir noktadan sonra septisizm tavan yapıyor ve zaman zaman sıkıntı yaratıyor. İlla ki emin olduğunu düşündüğün ya da 1000 defa sorsalar aynı tutarlılıkta cevap vereceğin sorular kalıyor bir kenarda ama vizyon genişledikçe etraf bir parça bulanıklaşıyor gibi. Aslında "her şeyden birazcık" diyerek yapılan seçim şuna geliyor bu noktada; Gerçeğin bir parçasını kabul edilebilir bir hata payıyla anlamaktansa, tüm gerçekliği flu bir şekilde görmeyi yeğliyorum.
Bir konu hakkında ne kadar çok ve farklı fikir dinlerseniz (gerçekten dinlemekten bahsesiyorum, doğru olabileceğini bir kenarda tutarak, merak ederek dinlemek) seçim şansınız o kadar artıyor, fakat bir noktada seçenekler o kadar artıyor ki "tüm" e olan uzaklıkları devasa boyutlara ulaşıyor ve bütün o fikirler ihmal edilebilir bir konuma geliyor. Şundan bahsediyorum:
Mesela bir pasta alın, ve 4'e bölün. 4 ayrı parça,%25. Son derece makul. Her hangi biri seçilebilir. Şimdi o pastayı "tüm" e toparlayın ve bu kez 100 e bölün. %1. (bu noktada mantıklı veya saçma her fikri aynı kefeye koyuyorum, zira misal konu din gibi muğlak bir yerlerde duruyorsa her ne kadar mantıklı gelmese de cennet'in Cleveland'da olduğuna inananmak ve agnostisizm aynı derecede gerçeğe yakın oluyor) 100 de 1. 101'i 100'e ya da 99'u 100'e tamlamak doğal görünüyor. %1 ihmal edilebilir çünkü, yapılacak bir şey yok.
Durum böyle olunca emin olunamıyor, hem mantıklı, hem objektif, hem gerçek, hem emin hiç olunamıyor. Tek bir cevap geride kalıyor ve bu cevabı da gurur duyarak söylemek istiyorum.
"BİLMİYORUM!"
Gün geçtikçe o pastayı daha küçük parçalara bölüyorum; ancak emin değilim günün birinde objektifliğimden vazgeçip tek bir yol'un darlığına tolerans göstermek zorunda kalabilirim. O güne kadar,
"The more I go, the less I know"
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder