27 Haziran 2010 Pazar

Herkes için Şiddet

Şiddete ihtiyacımız var. İhtiyaç değil belki ama yadsınamaz bir gerçeğimiz şiddet. Herkes için bu böyle. Ghandi için bile. Altruist göt... Neyse; yakından ya da uzaktan, etken ya da edilgen bir şekilde yaşadığımız, yarattığımız şiddet var. Lysis, doğal seleksiyon. Evreninin geri dönüşüm mekanizması. Savaşlar, kapitalizm, çoğulcu psikoloji... Hepsi yapılanı yıkmak içni var. Değişim için. Evolution/Revolution, Evrim/Devrim.

Freudçu bakmak zorunda değilsiniz. Daha da geriye gidilebilir. Tek hücreliler zamanı falan... "Canlılık" ya da karbon canlı formları hatta sülfür canlı formlarının bile gerisine, cansıza gidebilirsiniz. Yok hep var. Yokedilen de bir zamanlar vardı.

Sosyal toplum şiddetten arındırılmıştır. Heh heh. Sokaklarda ya da bizzat evlerin içinde en ilkel haliyle uygulanan şiddeti bir kenara bırakın, karşılaştırma, müsabaka, rekabet diye bir şey var. Spor diye bir şey var. Fanatik bir Galatasaraylıyım.

Fun fact:

Estetiğe ya da görselliğe dayanmayan bir spor dalında (bir çok spor dalında) yarışan kadınlar neden ilgi çekmiyor? Erkekler daha başarılı atletler olduğu için mi? Bence değil. Bu noktada Freudçu olacağım: Alışık değiliz. Yiyecek, barınak gibi ihtiyaçlar için cins gözetmeden şavaşılıyor evet, ama en büyük savaş hangisi? Bu savaşı kim veriyor? Kim rekabet içine giriyor? Kazanan ne kazanıyor?

Entellektüelliğin dibine vurmuş, ya da gece ayıcığına sarılarak uyuyan bir hatun bile olsanız, sizin için savaşan erkekleri görünce çirkin bir haz duymuyor musunuz siz oradaki kadınlar?

end of Fun fact.

Not so Fun fact:

Yıkmak, ölüm vs. buna afili bir ad buldum. Varoluşsal Eylemsizlik ya da Existential Inertia. Otobüs hızlanıyor, biz ayaktayız. Geriye doğru çekiliyoruz. Başa doğru. İlk hale doğru. Bu bağlamda yıkımın sonucu hiçlikse eğer, hiçten geldik. Değilse; yıkımın sonucu neyse ondan geldik; ve oraya dönmek için elimizden geleni yapıyoruz. En azından farkında olmadan. Belki. Bence. Evet. (Bu noktada "tanrıya ulaşmak için yıkım yaşamak ya da yıkmak gereklidir" gibi bir çıkarım da yapılabilir. Biraz korkutucu oluyor ama böyle. (Bir de Ordo ab Chao diye bir şey de varmış))

Organize edilmediği, amaçsızca kullanıldığı ve karşılıklı hazza dayalı olduğu sürece şiddetin bir sakıncasını görmüyorum. Fight Club nereden baksan bir iki noktada çok haklı. Geri kalanıysa sadece bildiğimiz muhteşem film o kadar.

Tyler Durden: Only after disaster can we be ressurected.

Yeni bir şey söylemiyorum ben...

2 yorum: